Klasik ve Çağdaş Müfessirlerin Perspektifinden Arz-ı Mev‘ûd Meselesi
Kur’an Yahudilerin İddiasını Destekliyor Mu
Bibliographic Data
| ID | 22000160 |
|---|---|
| Authors | Ersin Çelik (0000-0002-1821-7772, Recep Tayyip Erdoğan University, corresponding author) |
| Year | 2025 |
| Volume | 12 |
| Issue | 1 |
| Pages | 385-409 |
| Publication date | 2025-03-15 |
| Open Access | Yes |
| Type | ARTICLE |
| Venue | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi (JOURNAL) |
| Journal identifiers | ISSN: 2147-8171 |
| Publisher | Eskisehir Osmangazi University (PUBLISHER) |
| DOI | 10.51702/esoguifd.1574827 |
| OpenAlex | W4408633562 |
| Language | TR |
| References cited | 4 |
Yahudilerin dini inancı bağlamında tartışılan arz-ı mev‘ûd meselesi, İsrail Devleti’nin kuruluşundan sonra günlük siyasette de yoğun bir şekilde tartışılmaktadır. Ortadoğu’daki gelişmelere bakıldığında bu meselenin uzun bir süre daha konuşulmaya ve tartışılmaya devam edeceği söylenebilir. İsrâiloğulları’nın “seçilmiş kavim” olduğu inancıyla doğrudan irtibatlı olan arz-ı mev‘ûd anlayışı Tevrat’a dayanmaktadır. Yahudilikte arz-ı mev‘ûd meselesi Yahudi şeriatının ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmektedir. Fakat bu çalışmanın odak noktası, Yahudi kaynaklarına göre seçilmişlik inancı ve arz-ı mev‘ûdun mahiyeti meselesi değildir. Bu nedenle söz konusu iki meselenin İsrâiloğulları tarafından nasıl anlaşıldığı kısaca ele alınacaktır. Çünkü bu araştırmanın temel hedefi, Kur’an’ın arz-ı mev‘ûdu onayladığı iddiasını Kur’an perspektifinden ele almaktır. Nitekim klasik dönemden çağdaş döneme kadar bazı Yahudiler tarafından Kur’an’ın da arz-ı mev‘ûdu onayladığı öne sürülmektedir. Yine Kur’an’ın Yahudiler tarafından yapılan bazı İbranice çevirilerinde kimi Kur’an âyetlerinin seçilmişlik ve arz-ı mev‘ûd bağlamında tercüme edildiği görülmektedir. Kur’an’da İsrâiloğulları’nın âlemlere üstün kılındığını ifade eden el-Bakara 2/47, 57-59, 122, el-A‘râf 7/140, el-Câsiye 45/16, ed-Duhân 44/32, el-Mâide 5/20. âyetleri seçilmişlik inancıyla ilişkilendirilebilecek âyetlerin başında gelmektedir. Çalışmada öncelikle arz-ı mev‘ûd meselesiyle yakından irtibatlı olan seçilmişlik inancıyla ilişkilendirilen söz konusu âyetlerin klasik ve çağdaş müfessirler tarafından nasıl yorumlandığı bütüncül bir şekilde irdelenmektedir. Burada müfessirlerin bazısı dilsel açıklamalarla bazısı ise Ümmet-i Muhammed’in en hayırlı ümmet olduğu kabulünden hareketle Yahudilerin âlemlere üstün olmasını ilgili dönemle sınırlandırmışlardır. Bu çalışmanın ana eksenini ise arz-ı mev‘ûd meselesiyle ilişkilendirilen âyetlerin müfessirler tarafından nasıl yorumlandığı oluşturmaktadır. Kur’an’da el-Mâide 5/21, Yûnus 10/93, el-İsrâ 103-104, el-Enbiyâ 21/71, 105, eş-Şuarâ 26/57-59, el-A‘râf 7/128-129, 137 ve el-Kasas 28/5-6 gibi çok sayıda âyet arz-ı mev‘ûdla ilişkilendirilmektedir. Çalışmada özellikle İsrail Devleti’nin kuruluşundan sonra yazılan tefsirlerle daha önce yazılan tefsirler arasında bir ayrıma gidilmektedir. Böylece İsrail’in bölgede bir tehdit olarak algılanmasından sonra bu âyetlere dair bakış açısında bir değişikliğin olup olmadığı üzerinde durulmaktadır. Sonuç olarak, müfessirler, Kur'an'da geçen "arz-ı mukaddese/الارض المقدسة" ifadesinin hangi bölgeyi kastettiğine dair kesin bir sınırlama yapamamışlardır. Bununla birlikte, bu ifadenin İsrâiloğulları tarafından iddia edilen Nil ile Fırat arasındaki bölge olarak anlaşılmadığı da açıktır. Tefsirlerde çok farklı yerlerin ismi geçmekle birlikte müfessirlerin çoğunluğu “mukaddes toprakları” Beytü’l-Makdis olarak anlamıştır. Bu arada özellikle klasik dönemde arz-ı mev‘ûdun sınırlarına dair tefsirlerde aktarılan bilgilerin kaynağı tartışılmamıştır. Söz konusu meselede çağdaş dönem müfessirleri arasında üç tavır öne çıkmaktadır. Birinci gruptaki müfessirler, söz konusu âyetleri tefsir ederken Yahudi kaynaklarına müracaat ederek buradaki çelişkileri aktarmakta ve bu bilgilerin sıhhatine dair sorgulama yapmaktadır. Dolayısıyla az sayıdaki bu müfessirler, bu bölgenin neresi olduğu hususunu tartışmaktan çok bunların tahrif edilmiş bilgilere dayandığını belirtmektedir. İkinci gruptaki müfessirler ise bu toprakların onlara ebedi yurt olarak değil tamamen Mısır’dan çıkışta geçici bir mesken olarak verildiğini öne çıkartmaktadır. Üçüncü grupta yer alan birçok müfessir ise hala klasik tefsirlerde yer alan ve sağlam bir dayanağı bulunmayan bilgilere dayanarak meseleyi ele aldıkları için ümmetin önemli bir sorununu açık bir şekilde ifade edememişlerdir
Humanities · Physics · Biblical Studies and Interpretation · Families in Therapy and Culture · Historical and Linguistic Studies · Philosophy
| Highly cited | No |
|---|