Skip to main content

ETHNOS_APP

Home • Search • Journals • List 0

İslam Ceza Hukukunda Zina Suçunun Soruşturulması (Hanefi Mezhebi Özelinde)

Bibliographic Data

ID22221452
AuthorsAbdulmuid Aykul (0000-0001-9012-6341, Kocaeli Üniversitesi, corresponding author)
Year2022
Volume22
Issue1
Pages151-165
Publication date2022-06-30
Open AccessYes
TypeARTICLE
VenueMarife Dini Araştırmalar Dergisi (JOURNAL)
Journal identifiersISSN: 2630-5550 • E-ISSN: 2630-5550
PublisherMarife Dini Arastirmalar Dergisi (PUBLISHER)
DOI10.33420/marife.1086877
OpenAlexW4283271201
LanguageTR
References cited1

Had suçları denince akla öncelikle zina suçu gelmektedir. Zira bazı Hanefi fürû fıkıh eserlerinde kitâbü’l-hudûd başlığı altında sadece zina haddi işlenmiş, örneğin hırsızlık ve kazf gibi diğer hadler kitâbü’s-serika ve kitâbu’l-kazf şeklinde müstakil başlıklar altında ele alınmıştır. Bilindiği üzere klasik dönemde bir suçun ispatı ikrar ve beyyine olmak üzere iki şekilde yapılırdı. İkrar, kişinin kendi aleyhine olmak üzere beyanda bulunması iken beyyine, şahitlik ile eşanlamlı kabul edilmiştir. İslam hukukunda zina haddi dışındaki tüm hukuk ve ceza davalarında hakkın veya suçun sübût bulabilmesi için kişinin ikrarı veya iki kişinin şahitliği yeterliyken zina haddi davasında şahitlik ve ikrarın sayısı Şâri‘ tarafından dört ikrar/şahit olarak belirlenmiştir. Şahitler ve mukırrin, ikrar ve şahitliklerinin kabulü ile ilgili doktrinde çeşitli şartlar bulunmakla birlikte ayrıca muhakeme sürecinde hâkimin, suçun sübût bulup bulmadığını tespit edebilmesi için şahitlere ve mukirre zinanın ne olduğu, zina suçunu teşkil eden fiilin nasıl gerçekleştiği, kiminle zina ettiği, zinanın ne zaman ve nerede gerçekleştiğine dair beş soru sorulur. Bu beş soru genel olarak üç ana başlık altında ele alınmıştır. Zinanın mahiyetine dair soruşturma evresinde zinanın ne olduğu ve şahitler veya mukir tarafından nasıl tanımlandığının bilinmesi amaçlanmaktadır. Zira şahitler veya mukir zina haddini gerektirecek olan zinayı bilmiyor veya zina olmayan bir durumu zina zannediyor olabilir. Tüm bu tereddütlerin giderilmesi ve suçun sübut bulup bulmadığının tespit edilebilmesi için zinanın doğru olarak tanımlanması gerekir. Ayrıca mezheplerin zina tanımları da burada önem arz etmektedir. Doktrinde farklı mezhep müntesiplerinin zina tanımları da birbirinden farklı olduğu için bu durum şüphe meydana getirecek ve zina haddi düşecektir. Zinanın keyfiyetine dair soruşturma safhasında ise zina fiilinin gerçekleşme şeklinin şahitler veya mukir tarafından detaylı bir şekilde tasvir edilmesi istenmektedir. Öyle ki fiil hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ayan beyan anlatılmalıdır. Şahitler veya mukir Hz. Peygamberin rivayetinde tasvir ettiği gibi şahitlikte veya ikrarda bulunmalıdır. Başka bir ifade ile keyfiyet soruşturmasında suçun unsurlarının somut olayda bulunup bulunmadığı kontrol edilir. Üçüncü soruşturma safhası ise zinanın kişi, yer ve zaman açısından soruşturulmasıdır. Kişi soruşturması fürû fıkıhta mezniyet soruşturması olarak da ifade edilmektedir. Mezniyet soruşturmasında şahitler veya mukırden kiminle zina ettiğini açıklaması istenir. Zina edilen şahsın bilinmemesi veya şahitler veya mukirin zina edilen şahsın ismini vermekten imtina etmeleri durumunda had cezası uygulanamamaktadır. Zinanın kişi bakımından soruşturulmasında en önemli sebep, zina edilen şahıs ile zina eden arasında zina haddini düşürecek bir yakınlığın bulunabilme ihtimalidir. Kişi kendi karısı veya mülkiyetinde olan bir kimse ile cinsel birliktelik yaşamış, şahitler ise bunu bilmiyor olabilirler. Bu durumda fiil, zina olmaktan çıkacaktır. Zinanın zaman bakımından soruşturulması ise zamanaşımı açısından önem taşımaktadır. Şayet zina fiili ile şahitlerin mahkemeye başvurması arasında belli bir zaman geçmişse bu durumda zina haddi düşmektedir. Zinanın yer bakımından soruşturulması ise Hanefîler açısından önem taşımaktadır. İslam ülkesi sınırları dışında meydana gelen zina suçu soruşturulamayacak ve vuku bulmuşsa bile had cezası ifa edilemeyecektir. Zira Hanefîler dârulharpte meydana gelen suçlarda devlet başkanının herhangi bir yetkisinin olmadığı kanaatindedir. Onlara göre devlet başkanının yetkisi İslam ülkesi sınırları ile mahduttur. Üç ana başlık altında ele aldığımız bu beş sorunun sorulmasıyla suçun sübût bulup bulmadığının tespit edilmesi ve ayrıca olayın vukunda şüphe meydana getirerek had davasının düşürülmesi amaçlanmaktadır. Zira Allah hakkı olarak kabul edilen hadlerin Şârî’ tarafından setredilmesi tavsiye edilmiştir

Theology · Families in Therapy and Culture · Islamic Thought and Society Studies · Ottoman and Turkish Studies · Philosophy

Highly citedNo

Tools

Open DOIOpen Access
Ethnos_APP • Open Source Project • MIT License • Frontend v2.0.0 • Privacy and Cookies • API Documentation: api.ethnos.app/docs • API Source Code: GitHub • DOI: 10.5281/zenodo.17049435 • Frontend Source Code: GitHub • DOI: 10.5281/zenodo.17050053 • cruz.rio.br • Expectantes Misericordiae