Skip to main content

ETHNOS_APP

Home • Search • Journals • List 0

Erken Dönem Sûfî Dilinin Bağlarını Birleştirmek

Ebu Tâlib el-Mekkî’de Havâtır

Bibliographic Data

ID6148413
AuthorsHasan Aydemir (0000-0002-7507-2792, Nevşehir Hacı Bektaş Veli University, corresponding author)
Year2024
Volume23
Issue2
Pages959-990
Publication date2024-12-26
Open AccessYes
TypeARTICLE
VenueHitit İlahiyat Dergisi (JOURNAL)
Journal identifiersISSN: 2757-6949 • E-ISSN: 2757-6957
PublisherHitit University (PUBLISHER)
DOI10.14395/hid.1507935
OpenAlexW4405793589
LanguageEN
References cited6

Erken dönem sûfî dili, farklı çağların muhtelif havza ve tavırlarında oldukça dinamik bir ifade çeşitliliğine sahiptir. Bu dilin oluşmasındaki temel etken, bilgi-amel bütünlüğünü merkeze alan söylemlerin imanda ulaşılan kesinlik fikriyle birleşmesidir. Hakk’ın birliğine ve bu birliğin müşahedesine yönelik ortaya çıkan anlatımlar ise bu dilin kullanım zeminini tevhid ilkesine matuf söylemlerle daha da derinleştirir. VIII./II. ila X./IV. yüzyıllar arası gelişen söz konusu yorum gücü, bu dönemin tasavvuf metinlerinde belli oranda mevcuttur. Bunlardan birisi de Ebu Tâlib el-Mekkî’nin (ö. 386/996) Kūtü’l-kulûb adındaki ansiklopedik bir niteliğe sahip meşhur eseridir. Kūtü’l-kulûb sadece sûfî dindarlığın pratik taraflarını ayrıntılı olarak ele alması, insanı merkeze alıp hâller ve makamlara ilişkin sistemli bir anlatım sunması ve sûfî dilinin kavramsal düzlemdeki görünür ifade biçimlerine dair eşsiz bir birikim barındırması açısından değil, aynı zamanda dönemler, bölgeler, nesiller arası gelişen vahdet merkezli dilini bilgi-amel-iman ilişkisi çerçevesinde kendine has bir yaklaşımla açıklaması bakımından da yorum gücü tükenmeyen müstesna bir eserdir. Ancak metnin diğer sûfî metinlerinin içerik işleme tutumuna benzemeyip alışılmıştan farklı bir forma sahip olması, hadis literatürüne benzer bir şekilde rivayet ağırlıklı olması ve sembolik dilinin oldukça güçlü olması gibi muhtemel gerekçeler Mekkî ve eseri hakkındaki çalışmaları kısırlaştırmıştır. Bundan dolayı, Kūtü’l-kulûb gibi kendinden önceki birikimin mirasçısı her metnin filolojik yönünün diğer sûfî metinleriyle mukayese edilerek ortaya konması, erken dönem tasavvufunun yorum gücünü daha belirgin bir hâle getirecektir. Bu amaç doğrultusunda filolojik bir yaklaşımla hareket eden bu makale, öncelikle Mekkî’nin tevhid ilkesini eserinin merkez teması yapan dilindeki havâtır kavramının rolünü analiz eder, sonrasında ondan önceki sûfîlerin metinleriyle onun eserini mukayese ederek çözümlemeye çalışır. Makale, ilk olarak, müellifin geriye dönük bir tarih inşasının olduğu ve havâtır kavramının kendisine tevarüsünü bu inşadan hareketle resmettiği sonucuna ulaşır. Buna göre havâtır kavramı, gelişim süreci bakımından birbirini takip eden dönemler, farklı bölgeler ve muhtelif meşreplerdeki sûfîlerin dilinin yansımalarını bir araya getirerek Mekkî’ye miras kalır. Ayrıca bu makale Mekkî’nin, tecelli düşüncesi dolayısıyla diğer disiplinler gibi kategorik bir mahiyet tartışması yapmadığını, bu doğrultuda müellifin kavramı tümel bir kimlikle inşa ettiğini tespit eder. Nitekim Kūtü’l-kulûb’da havâtır, kalbe ansızın gelip kişiyi harekete geçiren; kaynağına, mahiyetine, niteliğine, bilgi değerine göre çeşitlenip sınırsız bir veri alanına dönüşen ve hâller ile makamların oluşumunda etkin bir rol oynayan farklı türlerdeki ilkâların hepsini kendinde toplayan bir kavramdır. Havâtır kavramının merkezî bu rolü ona sûfî tevhid dilinin çeşitlenen bağlamlarını birleştiren bir nitelik kazandırmıştır. Son olarak Kūtü’l-kulûb’da insan temasından hareketle Hakk’ın insanla, insanın da Hak ile olan ilişkileri neticesinde ortaya çıkan sûfî dilinin, havâtır söz konusu olduğunda temayüz eden kavramsal ifade karşılıklarını göstermesi bu makalenin diğer bir sonucudur. Telkin ettiği hâtırlar sebebiyle nefis, kişinin Hakk’a ulaşmasına engel olan bir perdeyken ruh ise kişinin Hakk’a varmasına yardım eden bir destekçi olarak konumlanır. Teklifin illeti ve temyizin mahalli olan akıl ise işlevini, kalbe gelen ilkânın bilgiye dönüştürülmesinden önce yerine getirir. Hem bütün hâtırların geldiği bir mevzi hem de Hakk ile kul arasındaki özel muamelenin gerçekleştiği bir mecra olması açısından kalp, Kūtü’l-kulûb’un sözünü ettiğimiz dilinin inşa edildiği bir temeldir. Mekkî’nin hakikate erişmek olarak mana verdiği tevhid hedefi de ancak yakîn hâtırlarından zuhur eden bilgi/iman kesinliğinin, velayetin tecelli edildiği bir kalpte yer edinmesiyle gerçekleşir

Physics · Families in Therapy and Culture · Historical and Linguistic Studies · Islamic Thought and Society Studies

  • Early Islam between Myth and History

    Suleiman A Mourad, Suleiman Mourad•Early Islam between Myth and…•2005

  • Tasavvufun Teşekkül Sürecinde Anahtar Bir Kavram Olarak Ḫavāṭır

    Open Access•Hasan Aydemir•Ankara Üniversitesi İlahiyat…•2022

  • A Pseudo-Abū Ṭālib al-Makkī

    Saeko Yazaki•Arabica•2012

Highly citedNo

Tools

Open DOIOpen Access
Ethnos_APP • Open Source Project • MIT License • Frontend v2.0.0 • Privacy and Cookies • API Documentation: api.ethnos.app/docs • API Source Code: GitHub • DOI: 10.5281/zenodo.17049435 • Frontend Source Code: GitHub • DOI: 10.5281/zenodo.17050053 • cruz.rio.br • Expectantes Misericordiae